Her sabahın kendine has bir hikayesi vardır, fakat bazı sabahlar vardır ki, yaşananlar sıradanlığın ötesinde, tarihe geçecek derecede etkilidir. 6 Şubat 2023 sabahı da işte böyle bir sabah. İnşaat işçisi Demir'in gözünden anlatılan bu hikaye, sadece bir günün değil, bir milletin, hatta insanlığın nasıl bir araya gelerek büyük acılara göğüs gerebileceğinin öyküsüdür. Fecri Karataş, o gün yaşananları, içinde bir yandan üzüntü bir yandan da umut barındıran bir dille anlatıyor.

Maraş merkezli 11 ilde yaşanan depremler, sadece bir bölgenin değil, tüm ülkenin yüreğini sızlatmıştı. Fecri Karataş'ın ifadeleriyle, "Allah bir daha göstermesin" dediği bu gün, insanın içindeki yardım etme isteğini, dayanışma duygusunu ve cesareti tetikleyen bir dönüm noktasıydı. Haluk Levent'in sözlerindeki gibi, bazen insanlar sıradışı durumlar karşısında, sıradışı şeyler yapmak, hatta "kepçe olmak" isterler. İşte bu öykü, bu isteğin, bu cesaretin, bu dayanışmanın öyküsüdür.

"Fecri Karataş'ın Gözünden 6 Şubat 2023" başlığı altında, bu özel hikayeyi sizlere sunuyoruz. Bu hikaye, belki birçoklarımız için sadece bir haber bülteninden ibaret kalmış olabilir; ancak Fecri Karataş ve onun gibi pek çok insan için bu, hayatlarının en önemli günlerinden biri olarak hafızalarında yer etmiş bir deneyimdir. Onların anlatıları, gelecekte daha hazırlıklı olmamız için bize ışık tutuyor, bizlere cesaret ve umut veriyor.

Öykü:

Gözlerimi açtığım o sabah, 6 Şubat 2023, inşaat işçisi  olarak güne başlamam gereken bir gündü. Fakat o gün, hayatımın en zorlu günlerinden biri olacaktı. Kalıp ustası Fecri Karataş, Van'ın Erciş ilçesinde yaşananları anlatırken sesindeki üzüntüyü gizleyemiyordu. "Allah bir daha göstermesin," diyordu. Uykudan geç kalkmış olmama rağmen, o an öğrendiklerim karşısında insanın içini kemiren bir duyguyla dolup taştım. Haluk Levent'in dediği gibi, insan bazen kepçe olmak ister miydi? Evet, o gün ben de öyle hissettim.

DFG ve TGS'den Müftüoğlu İçin Dayanışma Çağrısı DFG ve TGS'den Müftüoğlu İçin Dayanışma Çağrısı

Erciş'te yardım çalışmaları tüm hızıyla sürüyordu. Ben de bir vatandaş, bir insan olarak elimden geleni yapmaya çalıştım. O gün, dönemin Kaymakamı Nuri Mehmetbeyoğlu ile görüştüm. Erciş'te seferberlik ilan edilmesini, tüm inşaatçıların deprem bölgelerine yönlendirilmesini istedim. Kendi çabalarımla 50 kişiyi ayarlamıştım bile. Fakat bana söylenen şey, AKUT eğitimi olmayanların gidemeyeceği yönündeydi. Dayım, PTT memuru, AKUT eğitimi almıştı ama pratik bilgiden yoksundu. Oysa ben, kolon ve kiriş demirlerinin nasıl kesileceğini çok iyi biliyordum. Zaman kaybetmeden Erciş'te bir şeyler başarmak istedim ama başaramadım. Türkiye genelinde seferberlik ilan edilmesi, inşaatların durdurulması ve tüm ustaların deprem bölgesine sevk edilmesi gerekiyordu. O gün bunu çok istedim, ama başaramadım. Bu düşünce beni çok üzdü.

2014'te çıkan meslek yeterlilik belgesi, artık tüm inşaatlarda zorunlu hale gelmişti. Bu belgeyi almak için çeşitli sınavlardan geçmek gerekiyordu. Benim düşüncem ise, bu süreçte inşaatçılara verilecek meslek yeterlilik belgesinin içinde mutlaka AKUT eğitimi de olmalıydı. Allah göstermesin, ama herhangi bir depremde ben ve tüm emekçi usta arkadaşlarıma bir mesaj gelmesi yeterli olurdu. İnanıyorum ki, enkaz altında inşaat ustaları en iyi performansı gösterebilirdi. 

Fecri Karataş'ın sözleri, zor zamanlarda insanların nasıl bir araya gelip, imkansızı başarabileceklerinin, dayanışmanın ve cesaretin öyküsüydü. Bu hikaye, umutla karışık bir hüzün taşıyordu; gelecekteki olası felaketlere daha hazırlıklı olmanın, daha fazla insanın hayatını kurtarmanın umuduyla.