Van’da 12 yıl önce yaşanan depremlerin yıl dönümünde, kentteki tahribatın büyüklüğü ve depremzedelerin yaşadığı sorunlar halen hafızalardaki yerini koruyor. Deprem, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yaralanmasına ve binlerce depremzedenin evsiz kalmasına neden olmuştu. Yaşanan yıkıcı depreme rağmen kentte halen ayakta olan ve insanların içinde yaşadığı riskli binalar olası bir deprem durumunda can güvenliğini tehdit altına alıyor. Aynı zamanda depremin fırsat bilinerek oluşturulan ekolojik tahribatlar her geçen gün artarak devam etti.

İDRİS YILMAZ/ Dosya Haber

AJANS65 TV - 23 Ekim 2011 günü Türkiye saati ile 13.41’de Van’da meydana gelen ve 25 saniye süren deprem yüzlerce inanın hayatına mal oldu. Depremin büyüklüğü, Kandilli Rasathanesi tarafından Richter ölçeğine göre 6.6 ML, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu tarafından ise Moment magnitüd ölçeğine göre 7.2 Mw olarak duyuruldu. Deprem, Van’ın yanı sıra çevre illerde, İran ve Kuzey Irak’ta da hissedildi. Depremde binalar yıkıldı, elektrik ve telefon hatları kesildi. Deprem, Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu’da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçti.Van’da yaraların sarılması ve enkaz kaldırma çalışmalarının devam ettiği sırada, ilk depremden 16 gün sonra 22’nci deprem 9 Kasım’da yaşandı.  5.6 büyüklüğündeki ikinci afette ise 40 kişi yaşamını yitirdi. Depremlerde toplam 644 vatandaş hayatını kaybetti, 1966 vatandaş yaralandı, 252 vatandaş ise enkazlardan sağ olarak kurtarıldı.

ERCİŞ’TE TAHRİBAT HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ

Depremde en çok hasar gören ilçelerden biri olan Erciş’te, yaklaşık 10 bin bina ağır hasar gördü veya yıkıldı. Erciş’teki tahribatın boyutu havadan çekilen görüntülerle ortaya çıktı. Yaşanan deprem sonrası  Erciş’te “ Kentsel dönüşüm” adı altında kent yeniden yapılandırılmak istenildi. Ancak kentsel dönüşüm kapsamına mülkleri giren depremzedeler, TOKİ ve yükleyici firmaların olayı fırsata dönüştürdüğünü belirterek projenin uygulanmasına izin vermedi. Yapılan bir dizi görüşmeler sonrası çeşitli anlaşmalar gerçekleşse de ilçe merkezinde hayata geçirilen kentsel dönüşümün birinci etabı taleplere uygun yapılmadı. Burada yapılan işyerlerinde ısı ve benzeri zorunlu bir takım alt yapılar yapılmadı. Esnaflar kışın işyerlerini elektrikli soba ile ısıtmak zorunda kalıyor.

TOKİ KONUTLARI SORUNLU ÇIKTI

Deprem sonrasında TOKİ tarafından inşa edilen konutlar ise birçok sorunla karşılaştı. Bazı vatandaşlar, konutların kalitesiz olduğunu, çatlaklar, sızıntılar ve rutubet oluştuğunu, ısıtma ve su sorunları yaşadıklarını söyledi. Bazı vatandaşlar ise konutların kendilerine uygun olmadığını, kültürel ve sosyal olarak farklı bir ortama uyum sağlamakta zorlandıklarını dile getirdi. Depremzedeler, ayrıca konutların fiyatlarının yüksek olduğunu, borçlarını ödemekte güçlük çektiklerini ve faiz oranlarının indirilmesini istediklerini kaydetti.

VAN DEPREMİ, TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK DOĞAL AFETLERİNDEN BİRİ OLARAK TARİHE GEÇTİ

Van'da 12 yıl önce yaşanan depremlerin ardından, kentteki hasarlı binaların durumu ve alınan önlemler hala tartışma konusu. Depremde yıkılması gereken binlerce bina halen ayakta duruyor. Bu binalar, hem can hem de mal güvenliği açısından büyük bir risk oluşturuyor. Deprem sonrası yapılan konutlar ise birçok sorunla karşılaştı. İşte Van depremi sonrası kentteki hasarlı binaların durumuna ve alınan yetersiz önlemlere dair özgün bir haber:

VAN'DA RİSK DEVAM EDİYOR

Deprem sonrasında yıkılması gereken binlerce bina ise halen ayakta duruyor. Bu binalar hem can hem de mal güvenliği açısından büyük bir risk oluşturuyor. Van Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) verilerine göre, kentte depremden sonra yıkılması gereken toplam 12 bin bina bulunuyor. Bu binalardan sadece 4 bin tanesi yıkıldı. Geriye kalan 8 bin bina ise çeşitli sebeplerle yıkılmayı bekliyor. Bu binaların bir kısmı boş dururken, bir kısmı ise kaçak olarak kullanılıyor. Bu durum, hem bina sahipleri hem de çevredeki vatandaşlar için büyük bir tehlike arz ediyor. Deprem sonrası Van'da 147 bin 622 konut, 18 bin 735 iş yeri ve 20 bin 209 ahırda inceleme yapan AFAD uzmanları, 31 bin 870 konut, 8 bin 849 iş yeri ile 9 bin 602 ahırın ağır hasar gördüğünü, 18 bin 181 konutun da orta hasarlı olduğunu tespit etti. Ağır hasarlı binaların yıkımı için ihaleler yapıldı ancak bazı binaların sahipleri, hak sahipliği sorunu, mülkiyet anlaşmazlığı veya yeni konutlara yerleşmeme gibi nedenlerle yıkıma izin vermedi.

İKİNCİ BİR DEPREM RİSKİ VAR

Van depremi sonrasında kentteki hasarlı binaların durumu ve alınan yetersiz önlemler, deprem tehlikesinin devam ettiği gerçeğini açığa çıkarıyor. Uzmanlar, Van Gölü ve civarında aktif fayların olduğunu ve gelecek muhtemel depremler için en riskli bölgelerin Muradiye, Çaldıran, Özalp, Erçek ve Van şehir merkezi civarı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, yıkılması gereken binaların bir an önce yıkılması ve yeni yapıların deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilmesi gerekiyor.

DEPREMDEN SONRA YENİ BİR VAN İNŞA EDİLDİ AMA…

Deprem sonrası TOKİ tarafından yapılan 17 bin 489 konut, depremzedelere teslim edildi. Köylerde ise 8 bin 532 bireysel konut tamamlanarak hak sahiplerinin hizmetine sunuldu. Ancak halen yıkılması gereken hasarlı binaların varlığı, Van'ın depreme hazır olmadığını gösteriyor. Uzmanlar, Van Gölü ve civarında aktif fayların olduğunu ve gelecek muhtemel depremler için en riskli bölgelerin Muradiye, Çaldıran, Özalp, Erçek ve Van şehir merkezi civarı olduğunu belirtiyor.  Bu nedenle, yıkılması gereken binaların bir an önce yıkılması ve yeni yapıların deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilmesi gerekiyor.

1970-2022 ARASINDA 14 BİN 178 DEPREM KAYDEDİLDİ

Uzmanlar, 1970 ile 2022 yılları arasında Van Gölü ve civarında 1.0'den büyük 14 bin 178 depremin kayda geçtiğini belirtmiştir.  Bu depremlerin büyük bir kısmı, Van Gölü'nün doğusunda meydana gelmiştir. Uzmanlar, Van Gölü'nün doğusunun, batısına göre daha yüksek riskli olduğunu söylemektedir.Muradiye, Çaldıran, Özalp ve Erciş, bu riskli bölgeye karşılık gelmektedir.

GELECEK 10 YILDA EN RİSKLİ BÖLGELER NERESİ?

Uzmanlar, 2022-2032 yılları arasında Van Gölü ve civarında nerede deprem bekleyeceklerini araştırmıştır. Bu çalışmaya göre, Muradiye, Çaldıran, Özalp, Erçek ve Van şehir merkezi civarı, gelecek muhtemel depremler için en riskli bölgelerdir. Bu bölgelerdeki faylar, Van Gölü'nün doğusunda yer almaktadır.

Adana'da Fırtına ve Sağanak Etkili Oldu: Çatı ve Reklam Panoları Uçtu, Kule Vinç Devrildi Adana'da Fırtına ve Sağanak Etkili Oldu: Çatı ve Reklam Panoları Uçtu, Kule Vinç Devrildi

 VAN DEPREMİ SONRASI YAPILAŞMA EKOLOJİYİ NASIL ETKİLEDİ?

Deprem sonrasında TOKİ tarafından inşa edilen konutlar için tarım alanları yapılaşmaya açıldı. Bu durum, hem tarım üretimini hem de biyolojik çeşitliliği olumsuz etkiledi. Örneğin, Van Gölü Havzası'nda yer alan Erciş’te yaklaşık 2 bin hektarlık tarım arazisi üzerine 5 bin konutluk TOKİ projesi hayata geçirildi.  Bu proje, bölgedeki tarım potansiyelini azalttığı gibi, bölgeye has doğal güzelliklere de zarar verdi

SU KAYNAKLARI KİRLENDİ

Kıyı kanununun 5. Maddesi, “kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez” ibaresine dikkat çekse bile devletin kendi kurumları olan belediyeler, devletin koyduğu kanunları hiçe saydı. Van gölünün kıyıları dünden bugüne kadar inşaat ve asfalt molozlarıyla doldurularak işletmelere açık bir hale getirilmeye çalışıyor. Yaşanan bu durum gölün kirlilik oranın artmasında etkili bir etken oluyor.

DOĞAL PEYZAJ BOZULDU

Deprem sonrasında bölgede yapılan yapılaşmalar, doğal peyzajın bozulmasına da sebep oldu. Örneğin, Van Gölü'nün güney kıyısında yer alan Edremit ilçesindeki Altınkum Plajı, depremden önce bölgenin en önemli turizm merkezlerinden biriydi. Ancak depremden sonra plajın hemen yanına inşa edilen konutlar, plajın doğal görünümünü ve çevresel değerini azalttı. Ayrıca plajın kumunun çalınması ve betonlaştırılması da plajın ekolojisini bozdu.

EKOLOJİK TAHRİBATLAR DÜNDEN BUGÜNE DEVAM EDİYOR

Van depremi sonrasında bölgede yapılan yapılaşmaların yarattığı ekolojik tahribatlar, göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Bölgenin ekolojik değerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için bilimsel ve duyarlı bir yaklaşım gerekiyor olsa bile gerek yetkililer gerek ise çevrenin duyarlılıktan uzak olduğu her geçen gün bölgede yapılan yapılaşmalar açıklar nitelikte.

Editör: İdris YILMAZ