Türkiye’de kadınlara yönelik şiddet ve katliamlar tüm hızı ile devam ederken, son 3 günde 7 kadın evli ya da birlikte oldukları erkekler tarafından öldürüldü. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Av. Esin İzel Uysal, 8 Mart’ta iktidarın, kadın-erkek eşitliğine ilişkin açıklamalarına işaret etti.

AJANS65 TV - Günden güne artarak devam eden kadın katliamlara ve kadına yönelik şiddet, bir türlü durdurulamıyor. Türkiye’de, son 3 günde 7 kadın cinayeti işlendi. Antika Ayer, Duygu Can, Zahide Yurtkal, Kadriye Böçkün evli oldukları erkekler tarafından, Canan Kabil oğlu tarafından, Ömür Aslan birlikte olduğu erkek tarafından, Asude Helen Böçkün babası tarafından öldürüldü.

Eşini Katleden Erkek İntihar Etti Eşini Katleden Erkek İntihar Etti

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Av. Esin İzel Uysal konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu:

 BU TABLONUN SORUMLUSU KİM?

"Geçtiğimiz 3 günde tam 7 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadınlar yine en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyorlar ne yazık ki. Birlikte oldukları erkekler, boşanmak istedikleri erkekler, babaları ya da oğulları tarafından 3 günde 7 kadın hayattan koparıldı. Bu tablonun sorumlusu kim diye baktığımızda iktidarın politikalarını görüyoruz karşımızda.

8 Mart’ın üzerinden yalnızca 1 hafta geçti. 1 hafta önce cumhurbaşkanı, bu ülkenin aile bakanı, kadınlar erkekler eşit olduklarını anlatıyorlardı ve bütün bunları kendi politikalarına bağlayarak anlattılar ne yazık ki. Fakat bu ülkede kadınlar ve erkekler eşitse, kadınlar toplumsal hayatın içinde yer alabiliyorsa hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan, biz o zaman neden 3 günde 7 kadının hayattan koparıldığını, yaşam hakkının elinden alındığını konuşuyoruz? Bu soruya iktidarın ve yetkililerin cevap vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

'KADINLAR ARTIK HAKLARININ FARKINDA'

Seçime yaklaşık 15 gün kalmışken, kadınların şiddete uğraması, kadın cinayetlerinin artması, şüpheli kadın ölümlerinin artması. Bütün bunların arkasında iktidarın kadın düşmanı politikalarının yattığını düşünüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi, 6284 sayılı kanunun uygulanmaması, uygulamada sorunların yaşanması. İşte ne yazık ki bütün bunlar kadınların teker teker yaşam hakkının elinden alınması sonucunu beraberinde getiriyor. Ama artık kadınlar haklarının farkında, şiddet karşısında seslerini çıkarıyorlar, haklarını aramaya devam ediyorlar. Ve nerede haklarının önüne kendilerine bir engel çıkartılsa, onlarla nasıl mücadele edeceklerinin farkında kadınlar.

Biz yerel seçimde de oylarımızı kullanacağız ve kadınlar, eşitlikten, özgürlükten yana oylarını kullanacaklar. Şehirlerin kaderini biz belirleyeceğiz, hayatlarımıza dair kararları biz vereceğiz ve mutlaka kadın cinayetlerini durduracağız, özgür yaşayacağız."(Kaynak)