Kıyıların tüm canlılara ait olduğunu savunan ülkenin dört bir tarafında bulunan ‘Kıyı Hareketleri’ birleşme kararı aldı. Kendi aralarında bir ağ kuran kıyı hareketleri birçok noktada açıklama yaptılar.

Ülkenin birçok noktasında bulunan kıyı hareketleri düzenledikleri basın açıklaması ile ortak hareket etme ve bu kapsamda bir ağ kurma kararı aldılar. Van’da, Van Çevre, Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği(Van ÇEVDER) öncülüğünde, Edremit Sazlıklarının bulunduğu sahilde düzenlenen basın açıklamasına dernek yöneticileri ve gazeteciler katıldı.

Burada hazırlanan ortak metni okuyan dernek başkanı Ali Kalçık, “Türkiye’nin dört bir yanında mücadele eden kıyı hareketleri olarak biraraya geliyor ve bundan sonra mücadelemizi dayanışmayla daha da güçlendirerek, Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı'nı kuruyoruz” açıklamasını yaptı.

Kalçık yaptığı açıklamanın  devamında, “Kıyı savunucuları olarak bizler; doğanın bir parçası olan kıyıların yok edilmeye çalışıldığını biliyoruz. Kıyılar üzerindeki rant politikalarına dur diyoruz. Çünkü, bir yandan kıyıların işletmeye açılması yoluyla özel-mülkleştirildiğini ve halkın serbest ve ücretsiz erişimine kapatıldığını görüyor, bir yandan da kıyılardaki doğal yaşamı bozan tüm yapılaşma ve hizmet adı altındaki faaliyetlerin kıyı ekosistemine geri dönüşsüz zararlar verdiğini biliyoruz” şeklinde konuştu.

Kalçık şu ifadeleri kullandı:

“Yeryüzünün varoluşuyla birlikte varolan kara ve su ekosistemlerinin kesişme noktaları, biyolojik çeşitliliğin en zengin olduğu kıyıların, iklim kriziyle birlikte yok olmaya doğru hızla gittiğini gören ve bu gidişe karşı mücadele etmeyi hepimizin insanca yaşaması için görev sayanlar bir araya geldik.

Her yıl binlerce türün yok olduğu bir yeryüzünün, doğaya hakim olma anlayışındaki endüstriyel kapitalizmle mücadele etmeden kurtulamayacağının farkındayız. Ekolojik ortak varlıkları yok etmeye devamederek, çeşitli ticari yöntemlerle kıyıların yok edilmesine çözüm bulunamayacağını düşünüyoruz.

‘KIYILARA KAR EDİLECEK VARLIKLAR OLARAK BAKILAMAZ’

Ticari girişimler kâr güdüsünden ayrı düşünülemez; kıyılara kar edilecek varlıklar olarak bakılamaz. Kıyıların deniz ve kara ekosistemlerinin biraraya geldiği, tüm canlılar ve cansızların varoluş alanı olduğunu biliyoruz; bu ortak varlığın kâr uğruna yok edilerek, bir avuç sermayedara terk edilmesine karşı çıkacağız.

Endüstriyel kapitalizmin deniz, göl ve akarsu kıyılarını yok edeceği ve yıllar sonra geriye terk edilmiş, yağmalanmış kıyılar kalacağı konusunda uyarıyor ve daha çok kâr uğruna kıyıların bu hale getirilmesine izin vermeyeceğimizi birkez daha haykırıyoruz. Yerellerdeki özerk kıyı hareketleri olarak haklılığımızdan aldığımız güçlerimizin farkındayız ama bir araya gelmenin, dayanışmanın gücünün de farkındayız.

‘DAYANIŞMA KÖPRÜLERİNİ KURMAK AMACIYLA BİR ARAYA GELİYORUZ’

Bizler bu talan politikalarına karşı yerel direnişlerimizi güçlendirmek ve yereller arasında dayanışma köprüleri kurmak amacıyla bir araya geliyoruz.

Kıyı savunucuları olarak, mücadelemizde haklıyız. Yaptığımız şey basit; kamusal haklarımızı, ekolojiyi ve müşterek varlığımız olan doğayı savunuyoruz. Yasal düzenlemelerin verdiği güvenceyi, kıyıların kamu yararına kullanılmasının zorunlu olduğunu biliyor, bizler zaten bizim olanı geri almak için mücadele ediyoruz. Kıyılar konusunda belirlenmiş kotalar üzerinden pazarlık yapmayacağımızın; bizlerden çalınan kıyıların hepsini geri istediğimizin bilinmesini istiyoruz. Kıyıların sadece insanların olmadığı bilinciyle, tüm ekosistemiyle bir bütün olarak korunması için, tüm kıyıların kendi doğallığında bırakılması için mücadele ediyoruz. Bu mücadelemizde, yerel yönetimlerin ve demokratik kitle örgütlerinin de dayanışma içinde olacağını biliyor ve tüm demokratik kurumları Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı ile birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

BİRÇOK NOKTADA AYNI ZAMANLI BASIN AÇIKLAMASI

Bugün Datça'dan, Akyaka'dan, Çanakkale'den, Burgazada'dan, Heybeliada'dan, Burhaniye'den, Bodrum'dan, Dalyan'dan, Ayvalık'tan, İznik'ten, Fethiye'den, Güzelbahçe'den, Altınoluk'tan, Dikili'den, Köyceğiz'den, Van'dan hep birlikte sesimizi yükseltiyoruz. Kıyıları özgürleştirmek için bugün her zamankinden daha güçlüyüz. Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı'nı, KIYIDA'yı kurduğumuzuTürkiye’nin dört bir yanından ilan ediyoruz.

VAN DENİZİ GELECEK KUŞAKLARIN BİZDEKİ EN BÜYÜK EMANETİDİR

Türkiye’de genel anlamda kıyılar ile ilgili ciddi sorunlar bulunmaktadır. Kıyıların işgal edilmesi, ranta dayalı özelleştirilmesi sıklıkla karşı karşıya bulunduğumuz konulardır. Ancak Van’da karşı karşıya bulunduğumuz kıyı ihlalleri belki de ülkenin başka bir yerinde emsali görülmeyen niteliktedir. Maalesef yasalar Van Denizi’nin kıyılarını korumamakta, bir rant ve talan alanına dönüşmesini engelleyememektedir.

Bu çerçevede şunu rahatlıkla diyebiliriz ki Van Denizi Havzasında hiçbir kural, kanun, yasa, yönetmelik dikkate alınmadan hakeret edilmekte, adeta başta Van Denizi olmak üzere hepimizin canına okunmaktadır.

430 km çevresi ile Türkiye’nin sulak alanlarının beşte birini barındıran, endemik tür olan Van Balığı ve göçmen kuşların önemli oranda yaşadığı eşsiz bir coğrafyadır Van Denizi Havzası.

‘KANUNLAR, KANUN KOYUCULAR TARAFINDAN İHLAL EDİLMEKTEDİR’

Bu denli değerli olan Van’daki sahillerimiz ne yazık ki devlet kurumları veya ekonomik yada  hükümet nezdinde ‘güçleri’ olan veya hükümet yanlılarının talan ve işgalinden kurtulamamaktadır. 3621 sayılı kıyı kanunun uygulamayanlar veya kanun koycular tarafından işgal edilmiştir.

Van Çevder: Eski Uygulamaları Arar Olduk Van Çevder: Eski Uygulamaları Arar Olduk

Tüm canlıların ortak alanı olan kıyılar, kıyı kanunu ve kıyı kenar çizgisi ihlal edilerek ‘özel mülk’ haline getirilmiş, getirilmeye çalışılmaktadır.

‘KANUNLARI KORUMAKLA YÜKÜMLÜ OLANLAR SESSİZ KALMAKTALAR’

Bu ortak alanların imara, tarıma açılması, dolgu yapılması, yol yapılması, sulak alanlara ve sazlıklara milyonlarca metreküp doldu malzemesi doldurulması betonlaştırılarak park yapılması, resmi kurumlar tarafından kafeye dönüştürülmesi ibretle izlenmekte, kanun koyucular ve kanunları uygulamakla yükümlü olanlar buna sessiz kaymayı yeğlemekteler.

Aynı yekilde milyonlarca metreküp doldu malzemesinin doldurularak kendine özel mülk oluşturulmak istenmesi, otel yapılmak istenmesi, bu yapılırken kamu kurumlarına ait araçlar tarafından yapılması, bizzat kamu gücü kullanılarak yasaların ihlal edilmesi sorunun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. 

Van Denizi kıyılarına yönelik hoyratlık elbette ki sadece bunlarla da sınırlı değil. Herhangi bir kanun veya yasa ve yönetmelik dikkate alınmadan taş ocaklarının açılması, kıyıların rast gele imara açılması bahsettiğimiz ihlallerden sadece birkaç tanesidir.

Hem ulusal hem de uluslararası yasa ve yönetmelikler açıktır. Kıyılar sadece bir zümreye ait değildir. Kıyılar sadece kamu kurumlarının kullanımında değildir. Kıyılar sadece insanlara da ait değildir, kıyılar tüm canlıların kullanımındadır.

Buradan özellikle kanunları uygulamak ile yükümlü olanlara seslenmek istiyoruz; Sizin göreviniz kanunları uygulamaktır, kanunların ihlal edilmesine göz yummak veya kanunların ihlal edilmesine yardım ve yataklık etmek değildir. Edremit’de bunun somut örnekleri bulunmaktadır.

Buradan tekrardan sesleniyoruz:

Van Denizi ortak yaşam alanımızdır, Van Denizi Soframızdır, Van Denizi nefesimizdir, işgal etmeyin, kirletmeyin, yok etmeyin…”

Editör: Muhittin Botan